Aşkın Haçsız Seferi, 2007 de Yaratıcı Yazarlık Kursu adında bir öykü kitabı yayınlanan Hakan İşcen’in Doğan Kitap'tan çıkan ilk romanı. 25 bölümden oluşan roman 25 şiirden yapılan alıntılarla kurgulanmış. Şiirler de yazara ait. Yazar ayrıca her bölüm için 25 şarkı önerisinde de bulunuyor okura.
Aşkın Haçsız Seferi, Gölge Kadınlar ve Gölge Adamlara adanmış bir meçhul âşıklar manifestosu…
“…hoyratça aransa üstümüz
sinsice eşelense cebimiz
hiçbir şey çıkmazdı birbirimizden başka;
ne ihanete, ne sadakate
bulamazlardı bir kanıt
biz; birbirimize görünür
birbirimize kokardık…”
Onlar ki, bir çocuk kadar kirli, bir çocuk kadar temizdiler. Kelebek ömürlü aşkların bir bakış, bir duruş ve binlerce dokunuş ekleyerek birbirine evrim geçirmeden de bir gecede kaplumbağaya dönüşebileceğini öğrendiler birlikte.
Onlar ki, Amsterdam’dan Hong Kong’a, Cihangir’den Bozburun’a, gittikleri her muhbir şehrin gözünü bağlayarak, korku ve tutkunun paranoyak gelgitlerinde gün ortasında otel kundakladılar… Saklandılar, kaçtılar, kendi dillerini, kendi dinlerini yarattılar…
Onlar ki, gözü bağlı kâşifiydiler tenlerinin; bilmeden anakara olduğunun keşfedilmemiş haz adalarına çıktılar birbirlerinin. Ses hızında bakıştılar, ışık hızında soyundular, şefkat hızında seviştiler. Kudretlerinden de, acizliklerinden de korktular.
Onlar ki, ölümün serçe parmağına giren kıymıktı; şeytanın hıçkırık tutması; Tanrı’nın göz seğirmesi… Yegâne zaferleri ihanetleriydi… Hep başkalarının baharını yaşadılar. Yabancı yağmurlardı üzerlerinde kuruyan, başkalarının yollarında öpüştüler her zaman. Onların ki yasaktı. Yasak olmayanlar ise, imkânsız.
Onlar ki, anaşırı işlenen düşünce suçuydular birbirlerinin; firar ettikleri her gece, yaka paça yakalanıp ütüsü bozulmamış işlemeli saten yataklarda geçiyorlardı işkenceden. Hafifmeşrep meleğin sofu şeytanın koynuna girdiği, çanak çömleklerin sinsice çatladığı bir mezhebin cehenneminden kovuldular. Belki de, hırsızın vicdanından tanrının nefsine tünel kazan iki yaramaz kurttular elmanın içinde.
Onlar ki, onca zaman onca çaba tanrının inayetiyle çıktıkları kuyuya aşkın inayetiyle güle oynaya indiler. Yaşamaktan çok öldüler.
İlk aşkların kanıyla kaleme alırken birbirlerinin vahiylerini, küstahça hadlerini aştılar: Birbirlerini birbirleri için yarattılar!..
Bu onların hikâyesi. Buğu’nun ve Çizgi’nin.
Belki de sizin… onun… diğerlerinin.
1 Mart 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hakan bey
YanıtlaSilYeni Dogan dan cıkacak romanınızın tanıtımını idefix ve bazı diğer kitap sitelerde gördüm.Sizi yaratıcı yazarlık kursu adlı öykü kitabınızla ve Borges deki siirlerinizle tanıma şansım olmuştu.Bu sene kısa süre katıldığım YARATICI YAZARLIK ATÖLYESİNDE sizden ve öykülerinizden örnekler verilmişti.Şiirsel,farklı Ve surprizli anlatımınızdan söz edilmişti.Ozellikle Sarı haplar ve Salacakta Okazyon ve Yuri Gagarin 'i cok begendım.Romanınızı heyecanla beklıyorum,ısmarladım.Yolu acık olsun..Blogunuz da..Saygılar
ve bir soru: Askın Hacsız Seferi bir aşk romanı değil mi?
YanıtlaSilTanıtımında İçinde bazı şiirler de olduğunu gördüm.Şiir ve roman bir arada mı?
Aşkın Hacsız Seferi elimden düşüremiyorum ..Kitabınızı dün aldım ,sanırım yarın bitirmiş olacağım .Anlatımı o duyguların ifade edilmesi son dönemde okuduğum en başarılı roman.Okurken yüzümde gülümseme ,hüzün,içimde heyecan yaratan insanı o zamana taşıyan bir kitap, elinize yüreğinize sağlık .
YanıtlaSil